Tezel Hukuk Bürosu: Sosyal Güvenlik Hukukunda Öncü
Sosyal Güvenlik Hukuku, bireylerin ve toplumun, iradeleri dışında karşılaşabilecekleri hastalık, iş kazası, meslek hastalığı, analık, malullük, yaşlılılık, ölüm ve işsizlik gibi sosyal risklere karşı ekonomik güvence altına alınmasını sağlayan bir hukuk dalıdır. Bu hukuk alanının temel amacı, kişileri muhtaç duruma düşmekten korumak, gelir eşitsizliklerini azaltarak sosyal adaleti tesis etmek ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmektir. Sosyal refah devleti anlayışının en somut yansımalarından biri olan Sosyal Güvenlik Hukuku, bireylere geleceğe dair bir emniyet duygusu aşılamayı hedefler. Sosyal güvenlik hukuku alanında danışmanlık ve dava hizmetleri Tezel Hukuk Bürosunun adeta yapıtaşlarından biridir.
Türkiye’de bu alan, 2006 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile modern ve bütüncül bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu kanunla birlikte, daha önce farklı sosyal güvenlik kurumlarına (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) tabi olan tüm çalışanlar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında birleştirilmiştir. Bu birleşme, sistemin temel ilkelerinden olan “evrensellik” ilkesinin bir gereğidir; zira bu ilke, cinsiyet, yaş, ırk veya ekonomik durum fark etmeksizin her bireyin sosyal güvenlik haklarından eşit şekilde yararlanmasını amaçlar.
Sosyal güvenlik sisteminin işleyişi bazı temel ilkelere dayanır.
- Zorunluluk ve Kamu Hukuku Niteliği: Sosyal sigortalı olmak, bireylerin veya işverenlerin iradesine bırakılmış bir tercih değildir. Kanunda belirtilen çalışma şartlarını taşıyan herkes için sigortalılık, herhangi bir sözleşmeye gerek olmaksızın kanun gereği kendiliğinden başlar ve bu bir zorunluluktur.
- Devlet Garantisi: Sosyal güvenlik sistemi, devlet tarafından kurulur, kanunlarla düzenlenir ve tüm haklar yine devletin garantisi altındadır.
- Dayanışma ve Sosyal Denkleştirme: Sistem, bireylerin sadece kendileri için değil, toplumun diğer fertleri için de prim ödediği bir sosyal dayanışma esasına dayanır. “Sosyal denkleştirme” ilkesi uyarınca, geliri yüksek olanlardan daha fazla, geliri düşük olanlardan ise daha az prim alınarak gelir dağılımında adalet sağlanmaya çalışılır.
Bu hukuk dalının teorideki koruyucu ve önleyici yapısına rağmen, uygulamada bireylerin haklarına tam olarak kavuşabilmesi çoğu zaman hukuki bir mücadeleyi gerektirmektedir. Sigortasız çalıştırma, primlerin eksik bildirilmesi veya kurum kararlarındaki hatalar gibi durumlar, bireyleri haklarını geriye dönük olarak ispat etmeye zorlamaktadır. Bu durum, Sosyal Güvenlik Hukukunun, yasal düzenlemelerdeki eksiklikleri veya uygulama hatalarını dava yoluyla düzelten “reaktif” bir rol üstlenmesine neden olmaktadır. Bu karmaşık ve bürokratik yapı karşısında bireylerin haklarını koruyabilmesi için profesyonel hukuki destek büyük önem taşımaktadır.
Sosyal Güvenlik Hukuku Davalarında Avukatın Rolü Büyüktür.
Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki uyuşmazlıklar, genellikle sigortalı bireyler ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında ortaya çıkar ve kaybedilen veya eksik tanınan hakların tespiti ile iadesini amaçlar. Tezel Hukuk Bürosu, bu alanda sıkça karşılaşılan dava türlerinden olanizmet Tespit Davaları,İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tespit Davaları, Maluliyet Tespiti ve İptal Davaları,Sigorta Başlangıç Tarihinin Tespiti Davası,Kurum İşleminin İptali Davaları, Emeklilik Haklarını Koruyucu Davalarda geniş bir bilgi birikimi ve uzmanlık geliştirilmiştir.
Sosyal güvenlik, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır. Ancak bu hakka ulaşmak, karmaşık yasal prosedürler, hak düşürücü süreler ve titiz bir ispat süreci gerektirebilir. Tezel Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimizin sosyal güvenlik haklarını tam ve eksiksiz bir şekilde alabilmelerini sağlamak amacıyla hizmet tespitinden iş kazası ve maluliyet davalarına, yurtdışı borçlanma işlemlerinden emeklilik planlamasına kadar geniş bir yelpazede uzman hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız.
